08 Ağustos 2009 Cumartesi

Yüksek Faizli Aşk Politikası

Günler birbirini kovalamaya devam ediyordu.Baharı atlatıp Yaza ayak basıyorduk.Ayak bastı parası olarak Yaz okulu ücretlerini ödedikten sonra o sıcak ve nemli Antalya günleri başlıyordu.Bir çok cephede savaşacak olan şu benliğim iktisat ile bir yudum su içiyordu. Artık iktisatçı devrimci kokumuz bütün Antalya’ya bulaşmıştı. Derin Sermayeler içinde bir avuç portföy yatırımı gibiydim. Herkes gönlündeki aşkı maksimize etmişti. Nasıl bir piyasa idi bu? Bir kere tam rekabet piyasası değildi bu! Çünkü ben öyle rahatça girip çıkamıyordum buraya. Benim ve diğer öğrencilerin Piyasası biraz farklı idi. Biz literatüre “makarna piyasasını” sokmuştuk bir kere. Her ne kadar düşük mal olsa da bizim için kola ile birlikte tamamlayıcı bir maldı. Neyse öğrenim kredileri arttığı zaman bir gün bizim için düşük mal olur(!)

İşte bu gibi şartlarda devrim,aşk ve refahımızı yükseltmeye çalışıyorduk. Refah ve devrime ceteris paribus dersek,aşk konjoktürel bir dalgalanmaya sahip idi. Para ve Kontör olduğu zaman Aşkta borsa gibi tavan yapıyordu. Her ne kadar borsanın %70 i yabancı sermayeli olsa da genel dengede aşk ile buluşuyorduk.Her gün gönlümüz aşka dair tahvil ve hazine bonosu çıkarıyordu.Yüksek faiz ile aşkı bulacağımızı hesaplıyorduk. Ancak bu yüksek faiz aşk politikası bizi IMF nin kucağına atıyordu. Devrim IMF ye karşı idi. Ancak Yüreğimizin hovardalığına karşı koyamıyordu. Gönlümüzü yöneten hükümet her defasında aşkı teğet geçiyordu. Tünelin sonunda aşk vardı ama tünelden çıkabilecek miydik?

02 Ağustos 2009 Pazar

İKTİSATÇININ DEVRİM GÜNLÜĞÜ


Uzun soluklu bir kıştan sonra baharın güle oynaya gelmesiyle gönlümde aşk manifesto gibi cereyan etmeye başladı.Sabah önce dolmuşta sonra kampüste traktörde her yerde aşkı aramaktaydım.Bir yandan devrim aşkı bir yandan da gönül aşkı beni kıskaca almaktaydı. Ruhumda prangalar takılıydı.Kim bilir bu prangalar ne kadar eskiydi! Tam bu sırada onu gördüm. Devrim namına bu kıza aşık olmanın gereğini duydum. Kapitalist görünümlü bir esmer kızdı. İİBF’nin taşlı yollarını gözümün önünde bir ceylan edası ile seke seke geçti. Devrim yapacağım derken o esmer kız gönlümde darbe yapmıştı. Kör kütük aşk iktidar olmuştu yüreğimde.Muhalefet yapacak dinamiklerim gönül meclisinden bir bir elendi. Hiç bu kadar marjinal faydam yükselmemişti. Daha sonra bu sözü kullanmak istememiştim.Çünkü hemen aklıma gelen azalan verimler yasası düşüncelerimi örselemişti.

İşte bu düşüncelerin yamacında günlerim geçmeye başlamıştı.Sabahları o esmer kızı görmek gayesi ile pervasızca ikametgah adresine gidiyor,aynı duraktan otobüse biniyorduk.Kapitalist görünümü beni ondan uzak tutmaya yetmiyordu.Burjuva mahallesinin şirin kızı idi o. Dolmuşta herkes burjuva ailesinin sözde asil üyelerine mensup kişilerden oluşmaktaydı. Kendilerinden başka herkesi “banal” ve “sanal” olarak görmekteydiler.Emperyalizmin bu kadar halka sirayet etmesi beni gerçekten üzüyordu. Kompradör burjuva aşkıma engel olmaya kalkarsa onu bir avuç suda boğacağımı bilmiyordu.Yanımızdan geçen arabaların içinde karlarını maksimize etmiş monopolcüler vardı. İçimden onlara okkalı küfürler geçmekteydi. Bir yandan emekçi insanları görmekte ve içimden onlara var olun yoldaşlar demek geliyordu.Bu sırada kampüse geliyorduk. O bir alt kattaki amfide,ben ise başka bir amfide.Devrimci arkadaşlarla amfilerin o mistik havasında kendimizden geçiyor ve memleket kurtarıyorduk.En sevdiğimiz ders makro ekonomiydi. Aşkında makro bir olgu olduğunu saptamış idim artık.Kendimce istatistikler yapmaya başladım.Aşkın çarpıklık katsayısı,devrimin aralık tahmini,darbenin varyans analizini çok basitçe yapıyordum.

Günlük başlığını yazsam da bunları yazmak içimden geldi.Sermayenin Organik bileşimi kadar seviyorum seni esmer kız!